13. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

13. GÜN

ÖZEL KUR-1
    
MEAL”

BAKARA-256:Dinde zorlama olmaz: doğru eğriden, hak bâtıldan seçilip ayrılmıştır.
Artık kim tağutu (sahte ilâhları ve Allah’a isyanla başka yollar, başka dinler icat ederek insanları bunlara itaate zorlayan bâtıl güçleri) ret ve inkâr edip,
(yegâne İlâh, Rab ve Ma’bud olarak) Allah’a iman ederse,
hiç şüphesiz en sağlam, kopması mümkün olmayan kulpa yapışmıştır.
Allah, (her sözü) hakkıyla işitendir; (niyetleriniz dâhil, her şeyi) hakkıyla bilendir.

--------------------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir.
Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez.
Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir.
Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.”

(Müslim)

--------------------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Nasihat, dinî hayatın orta direğidir.
*Eğer nasihat yararsız olsaydı, Allah, hiç peygamber gönderir miydi?
*Nasihat, hayırlara ulaştıran önemli bir vesiledir.
*Nasihat eden, herkesten evvel, anlattıklarını yaşamalıdır ki, inandırıcı olsun.
*Körlerin rehberliğine kalanlar, yol yürüyeceklerine oldukları yerde kalsalar, hedefe daha yakın bulunurlar.
*Gönüllerin anahtarı, yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir.
*Yumuşak konuş ki, kalblerin kapıları açılsın; sıcak kalbli ol ki, vicdanlar, senin düşüncelerine “buyur!” etsin; ihlâslı davran ki, tesirin sürekli olsun!
*Her zaman davranışlarla anlatma, sözle anlatmadan daha inandırıcı olmuştur.
*Hayırdan daha büyük hayır, şerden daha büyük şer vardır.

--------------------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Hem kusursuz bir güzelliğin, tarif ve işaret edici bir vasıta ile kendini göstermek istememesi hiç mümkün müdür?

Gayet güzel, benzersiz bir sanatın, bir ilan edici vasıtasıyla bütün dikkatleri üzerine çekip sergilenmek istememesi mümkün müdür?

Hem hiç mümkün müdür ki, sonsuz güzelliğe sahip bir Zât, güzelliğinin inceliklerini, latifelerini birtakım aynalarda görmek ve göstermek istemesin!

Hiç mümkün müdür ki, benzeri olmayan mucizelerle, hayret verici ve kıymetli şeylerle dolu hazinelerin sahibi o Zât, ehil bir söz ustası ve mükemmel bir tarif edici vasıtasıyla gizli, kusursuz vasıflarını herkesin nazarına sunmayı dilemesin!

Hiç mümkün müdür ki, bu kâinatı, bütün isimlerinin kemâlini bildiren eşsiz varlıklarla donatarak seyir için, hayret verici ve ince sanatlarla süslenmiş bir saraya benzetsin de ona bir rehber tayin etmesin!

Hiç mümkün müdür ki, şu kâinatın sahibi, onun yaratılışındaki ve yıkılıp yeniden kurulacak olmasındaki gayenin ne olduğunu, anlaşılması zor sırrını ve mevcudatla alâkalı “Nereden? Nereye? Necisin?” gibi üç zor sorunun cevabını bir elçi vasıtasıyla haber vermesin!

Hiç mümkün müdür ki, şuur sahiplerine kendini bu güzel, sanatlı varlıklarla tanıtan ve kıymetli nimetlerle sevdiren Sâni-i Zülcelâl, buna karşılık rızasının ve onlardan isteklerinin ne olduğunu bir elçiyle bildirmesin!

Hiç mümkün müdür ki, insanı şuuruyla pek çok şeye müptela, kabiliyetleriyle engin bir kulluğa hazır surette yaratıp da onun yüzünü bir rehber vasıtasıyla kesretten vahdete, yani insanı Yaratıcısından uzaklaştıran sayısız varlıkların bulunduğu âlemden O'nun birliğine çevirmek istemesin!

Daha bunlar gibi pek çok peygamberlik vazifesi var ki, hepsi ulûhiyetin peygambersiz olamayacağına kesin birer delildir.

Acaba âlemde şu vasıflara ve vazifelere Hazreti Muhammed’den (aleyhissalâtü vesselam) daha ehil ve bütün bu sıfatları kendinde toplayan bir insan ortaya çıkmış mıdır?

Zaman, peygamberlik rütbesine ve tebliğ vazifesine ondan daha lâyık, daha uygun bir kimseyi göstermiş midir?

Hayır, asla ve kat’a!..

O, bütün Resûllerin Efendisi’dir.

Bütün peygamberlerin imamı, bütün asfiyanın reisidir, Cenâb-ı Hakk’a en yakın zâttır, yaratılmışların en mükemmeli, rehberlerin sultanıdır.

--------------------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Huzuruna Senin Nebiy-yi Ekrem’inin amcası Hazreti Abbas’ı, diğer yakınlarını ve O’nunla maiyyet şerefine ermiş büyük insanları vesile ederek geldik.

Allah’ım! Bizi bağışla; şüphesiz Sen çok bağışlayansın.

Allah’ım! Sen görüp gözetensin; yolunu kaybedenleri asla ihmal etmez, kolu kanadı kırıkları yalnızlıklarına terk etmezsin.

Allah’ım! Küçükler yana yakıla çağrışıp durmakta, büyükler de kalbleri buruk iki büklüm olmaktadır. Hepsi de hâllerini Sana arz ediyorlar. Zaten Sen, gizliyi de açığı da bilirsin. Ümitsizliğe düşmeden ve yıkılıp gitmeden onlara yardım et Allah’ım!

Allah’ım! Bizi emrin üzere sabit kıl. Dosdoğru yolundan ayırma ve fazl u ihsanlarınla rızıklandır.

Allah’ım! Senden, vaktimi bereketli eylemeni ve her anımı en salih bir amelle, salih bir kul olarak geçirmeye beni muvaffak kılmanı diliyorum.

Allah’ım! Bütün amellerimi salih ve arızasız eyle. Hepsini sadece Senin için işlenmiş ameller eyle ve onlardan Senden başkasına hiçbir hisse bırakma.

Allah’ım! Yarattıklarının zulmüne uğramaktan ve onların herhangi birisine haksızlık yapmaktan Sana sığınıyorum.

Allah’ım! Konuştuğum zaman bilerek konuşmayı, sustuğumda da bir hikmete mebni susmayı bana nasip eyle.

Allah’ım! Dünyadaki nasibimi beni azdıracak kadar çok, kendimi unutacak kadar da az eyleme. Şüphesiz, az ve kâfi olan, çok ve oyalayıp Hak’tan uzaklaştırandan hayırlıdır.

Allah’ım! Beni acılarımla baş başa bırakma. Gaflete düştüğüm bir anda ansızın derdest etme.

Allah’ım! Gaflete düşmeme bile müsaade etme.

Allah’ım! Hâlimi görüyor, ihtiyacımı biliyorsun. Ne olur, beni huzurundan felah ve necaha ermiş, dilekleri kabul edilmiş, mağfiret ve merhamet mazhariyetiyle payelendirilmiş bir kulun olarak çevir.

Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) tertemiz ehline salât ve selâm eyle. Amin..!

--------------------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- MUSAVVİR "
TESBİH ADEDİ: 336
TESBİH NİYETİ: MAKSAT VE MERAMINA ULAŞMAK VE İFADE ETMEK, BİR İŞTE UZMANLAŞMAK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön