27. DERS: SABIR - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

27. DERS: SABIR

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

BAKARA/155.

“Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!”


BİR HADİS:

       

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), (ölen) çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı:

"Allah'tan kork ve sabret!" buyurdu:


Kadın (ızdırabından kendisine hitab edenin kim olduğuna bile bakmadan):

"Benim başıma gelenden sana ne?'' dedi.
       

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) uzaklaşınca, kadına:

"Bu Resulullah idi!'' dendi.


Bunun üzerine, kadın çocuğun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı (utanıp) üzüldü. (Özür dilemek için) doğru aleyhissalâtu vesselâmın kapısına koştu ama kapıda bekleyen kapıcılar görmedi, doğrudan huzuruna çıktı ve:

"Ey Allah'ın Resulü, (o yakışıksız sözü) sizi tanımadan sarfettim (bağışlayın!)" dedi.    


Aleyhissalâtu vesselam:     

"Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir" buyurdu."


SABRIN ÇEŞİTLERİ

       

Musibete karşı sabır, günahlara karşı direnmede sabır ve ibadet üzere ısrarda sabır...
       

Her gün beş vakit namaz, senede en az bir ay oruç, muayyen miktarda zekat ve kulluğa müteallik diğer bütün emirler, ancak sabırla yerine getirilebilir. Bunlar, insan ömrünü disipline eder ve ötelere göre bir boya çalar. Böyle bir hayat, bütünüyle nuranilik çizgisinde geçer; ömür bereketlenir ve cenneti semere verir. Onun için insan, dişini sıkacak, ibadetler üzerine sabredecek ve böylece hayatını ışıl ışıl nurlandıracaktır.
       

Sabır kelimesiyle “Sabir otu” aynı kökten gelen kelimelerdir. Sabir otunun zehir gibi acı olduğu söylenir. Tıbta ilaç sanayiinde de kullanılmaktadır. İşte sabır, bu sabir otunu yutmak kadar acıdır. Ancak bu acılık, işin başlangıcı itibariyledir. Neticesi her zaman tatlı olmuştur.
--------
       

…Yirmi Birinci Sözün Birinci Makamında beyan edildiği gibi, Cenâb-ı Hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her musibete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle, sabır kuvvetini mazi ve müstakbele dağıtıp, hâlihazırdaki musibete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta-hâşâ-Cenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder. Hem çok haksız bir surette ve divanecesine şekvâ edip sabırsızlık gösterir.



SABIR TANIMLARI


Efendimiz (s.a.s.) :

“Sabır, belanın ilk şiddetli zamanındadır.”


Hz. Ali(r.a.) :

“Sabır imanda, bedendeki baş gibidir.”


Cüneyd-i Bağdadi :

“Sabır, senin acı şeyi yüzünü ekşitmeden içmendir. Yani şikâyet ve feryatta bulunmadan, hoşnutsuzluk göstermeden, gelen belaya katlanmandır.”


Zinnun-i Mısri :

“Sabır, muhalefetten sakınmak, belaların acılığını yudum yudum tadarken sakin olmak, geçimde fakirlik baş gösterince zengin görünmektir”



YAVAŞ YAVAŞ


Şüphe yok ki yavaş iş Rahmandandır. Acele edişinse, melun Şeytandan…

Önüne bir lokma atsan, köpek bile köpekliğiyle önce koklar da sonra yer, a ihtiyatlı adam!

O burnuyla koklar, biz ise aklımızla. Hele bir bak, demek ki biz de her şeyi inceleyen aklımızla kokluyoruz.

Allah bile yerlerle gökleri altı günde yarattı.

Yoksa “kün” der demez yerler de olurdu, gökler de…

Allah bütün kudretiyle insanı, yavaş yavaş ve kırk yılda kemal sahibi eder. Halbuki insanları bir anda yokluktan uçurup, bu aleme getirmeye kâdir değil midir?

Dilediğin şeyi yavaş yavaş, fakat sağlam bir halde yapman lazım… İşte bu yavaşlık, sana bunu öğretmek içindir. (Mevlanadan)




 
İçeriğe dön | Ana menüye dön