19. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

19. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

NİSA-1:Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan (onunla aynı tür ve mahiyetten) de eşini yaratarak, bu ikisinden pek çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.
(“Allah hakkı için”) deyip adını anarak birbirinize karşı istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlık etmekten
ve rahimlerin hakkını (anne-baba, aile ve akraba hukukunu) ihlâlden de sakınınız (gerek yakınlarınızla gerekse bütün insanlarla olan münasebetlerinizde takva esasları üzerinde hareket ediniz).
Hiç şüphesiz Allah, üzerinizde her yaptığınızdan haberdar bir gözetleyicidir.”
2:Bakım ve gözetiminizde bulunan yetimlerin mallarını tastamam verin
ve (hakkınız olmayan mallara tecavüz edip de,) temizi kirli ile (helâl malınızı haramla, yetimlere bakmakla kazandığınız sevabı günahla) değişmeyin.
Ayrıca, onların mallarını kendi malınıza katarak yemeyin.
(Anılan bu kötülüklerden) herhangi birini yapmanın getireceği vebal çok büyüktür.”

----------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İbnu Abbâs anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:

"Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır."

(Tirmizi)

----------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Evlenmek, zevk ve haz için değildir; evlenmek, aile teşkili, milletin bekâ ve devamı, ferdin duygu ve düşüncelerinin dağınıklıktan kurtarılması içindir.
*Evlenecek kimseler, birbirlerinin üstlerine-başlarına, kılık ve kıyafetlerine, hatta servet ve dış güzelliklerine göre değil; bu en ciddî meselede, ruh güzelliği, namus ve ahlâk anlayışı, fazilet ve karakter yüksekliğine göre karar vermelidirler.
*Evlenirken gerekli tetkikatı yapmamış veya yapma fırsatını bulamamış kimselere, iş gelip boşanma kertesine dayanınca, en âkilâne kriterlerin dahi hiçbir yararı olmayacaktır.
*Evet, mesele yuvadaki yangından az zararla kurtulmak değil; önemli olan, yangın çıkaracak unsurların yuvaya sokulmamasıdır.
*Tanımadığımız kimseye kız vermemeli, tanımadığımız kızlara da talip olmamalıyız. Böyle meçhuller üzerine yapılan bir akit, ya boşanma gibi Allah’ın (celle celâluhu) sevmediği bir sonuçla noktalanır veya taraflar için hayat boyu işkencelere vesile olur.
*Daha ilk teşebbüste Hakk’a sığınılarak, mantık ve muhakeme üzerine kurulmuş öyle mübarek yuvalar vardır ki, bütün bir hayat boyu tıpkı bir mektep gibi çalışır ve yetiştirdiği çıraklarıyla, mensup olduğu milletin devam ve bekâsını teminat altına alır.
*Düşünülmeden-taşınılmadan izdivaç adına ortaya konan evlilikler ve bir araya gelmeler, arkada ağlayıp sokaklarda sürünen eşler, “öksüzler yuvası”na bırakılan yetimler ve aileleri yüreklerinden yaralayan caniliklerle neticelenmiştir.
*Evliliğin, ferde ait fayda ve menfaati bir ise, millete ait olanı pek çoktur. Bu itibarla, bozuk evlilik gibi, hiç evlenmemek de, kızları sefil, delikanlıları rezil edip, millete kan kaybettiren bir koleradır.

----------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Felsefe ile Kur’an hikmetinin toplum hayatına verdiği dersler:

Felsefe, toplum hayatında dayanak noktasını “kuvvet” kabul eder.
Hedefi “menfaat” bilir.
Hayat kanununu “mücadele” sayar.
Toplumları bir arada tutan bağın “ırk ve menfî milliyetçilik” olduğunu iddia eder.
Bunların neticesi ise “nefsin heveslerini tatmin ve insanın ihtiyaçlarını artırmak”tır.
Halbuki kuvvetin hususiyeti ve gereği, tecavüzdür.
Menfaatin gereği, her arzuya yetmediğinden, üstünde “boğuşmak”tır.
Mücadele düsturunun gereği, “çarpışmak”tır.
Irkçılığın gereği, tabiatında başkasını yutarak beslenmek olduğundan, “tecavüz”dür.
İşte bu hikmettendir ki, insanlığın saadeti yok olmuştur.

Kur’an hikmeti ise dayanak noktasını kuvvet yerine “hak” kabul eder.
Gayede menfaat yerine “fazilet”i ve “Allah’ın rızası”nı tanır.
Hayatta mücadele kanunu yerine, “yardımlaşma düsturu”nu esas alır.
Toplumlarda ırk ve milliyet yerine “din, sınıf, vatan” bağlarını kabul eder.
Gayesi, nefsin heveslerinin haddi aşmasına set çekmek ve ruhu yüksek meziyetlere teşvik etmektir.
Ulvî hislerini tatmin ederek insanı “kemâl vasıflarına” ulaştırır, insan eder.
Hakkın gereği “ittifak”tır.
Faziletin gereği “dayanışma”dır.
Yardımlaşma düsturunun gereği “birbirinin imdadına yetişmek”tir.
Dinin gereği “kardeşlik”tir, “samimiyet ve beraberlik”tir.
Nefsi gemleyip bağlamanın ve ruhu yüksek vasıflara kamçılayarak serbest bırakmanın neticesi ise iki cihan saadetidir.

----------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ey Kudreti Sonsuz Allah’ım! Her sıkıntı için yegâne itimat kaynağım Sen, bütün zorluklara karşı güveneceğim biricik mercii de yalnız Sensin. Başıma gelen her meşakkat ve musibete karşı sadece Sana güveniyor ve o musibetleri sadece Senin inayetinle aşabileceğime inanıyorum.

Kalbi zayıf düşüren, çareleri tüketen, dostların yalnız bıraktığı, düşmanların şamata yaptığı nice sıkıntıları, başka kapılardan tecerrüd ile sadece Senin kapına yönelip Sana arz ettiğimde Sen sıkıntılarımı giderdin ve beni onlardan kurtardın. Her nimetin sahibi, her ihtiyacın karşılayanı, her arzunun sunulduğu son makam Sensin. Sen ki, çocuğu, salih insanlar olan anne-babası hatırına korursun. Beni de öyle koru Allahım, koru ve zalim insanların zulüm ve işkenceleri ile imtihan etme.

Allah’ım! Senden, rahmetinle kalbimi hidayet buyurmanı, işlerimi toparlamanı, dağınıklığımı gidermeni, elimin uzanamadıklarını ıslah etmeni, amelimi temizleyip hatalarımı düzeltmeni, bana doğruyu göstermeni, sevdiğim ve istediğim şeylerin hayırlısı ne ise onu vermeni ve beni her türlü kötülük, fitne ve zarardan korumanı diliyorum.

Allahım! Her hükmünde bu kuluna muvaffakiyet ihsan et. Şehitlerin makamından, saîd ve bahtiyar kullarının güzel hayatından ve düşmanlarına karşı zafer kazanmaktan onu mahrum bırakma.

Allahım! Her hâlimizde ve her işimizde âkıbetimizi güzel eyle ve bizi dünyada rezil rüsvay olmaktan, âhirette de Cehennem azabından koru.

Allahım! Yüce Kitabı’nda zikrettiğin yahut kullarından herhangi birine bildirdiğin ya da kimseye bildirmeyip nezd-i ulûhiyetinde isti’sâr buyurduğun bütün isimlerin hürmetine; hâsseten en büyük, en büyük, en büyük ismin olan ve onunla dua edildiğinde icabet buyurduğun ism-i a’zam hakkı için Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve âline salât ü selâm eyle ve o salât ü selâm hakkı için dualarımı kabul buyur.

----------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- ALİM "
TESBİH ADEDİ: 150
TESBİH NİYETİ: İLİM ZENGİNLİĞİ İÇİN...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön