25. DERS: TEVBE - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

25. DERS: TEVBE

2. KUR

WORD HALİ

BİR AYET:

       

Mümin / 7.

“Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).”


BİR HADİS:

       

Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:


"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:


"Kim güneş batıdan doğmazdan evvel tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder."


TEVBE NE DEMEKTİR?

       

Tevbe,  dönmek, pişman olmak demektir. Yani, İslam dininin emir ve hükümleri dâhilinde, haram ve yasak olan şeyleri terk edip, helâl ve mübah olan şeyleri yapmak demektir.
       

Kulun işlediği günahlardan dönerek tövbe etmesi ve Allah-u Zülcelâl tarafından af ve mağfiret edilmesi; dil ile kalbin birlikte pişmanlık duyarak tövbe etmesine bağlıdır. Sadece diliyle tövbe edip, kalbinde günahına devam etme yönünde bir meyil olursa bu tövbe, yalancıların tövbesi gibi olur.
       

Tevbenin hem dil hem de kalp ile yapılması ve bunun yanında geçmişteki günahlara düşmemeye azmedilmesi, tövbe eden kişinin tövbesinin kabul olunmasının en büyük alâmetlerindendir.
       

Bir kimse, günahların çirkinliğini ve sonunun ateş olduğunu bilir, Allah-u Zülcelâl'in azabına karşı kendi acizliğini hatırlarsa, günahlardan kendisini muhafaza etmeye gayret eder ve hemen tövbeye sarılır. Teybe, bir sabun gibidir. Sahibini günahların kirlerinden temizlemek suretiyle tertemiz yapar.
       

Tevbe, bütün müminlere farzdır. İnsan tövbe ettikten sonra kendisini bütün hata ve günahlardan uzak tutmaya gayret etmelidir.

       

//Günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor.

       

//İmam Şarani der ki:  
Bize ulaşan bir habere göre, bir bedevi Allah
a olan münacatı sırasında ona şöyle yalvarmış:
- Allah
ım, günahta ısrarla beraber, istiğfar etmem, bir alçaklıktır. Fakat senin rahmetinin genişliğini bildiğim halde, istiğfarı terk etmem de bir şaşkınlıktır. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım, benim alçaklığımı, senin rahmetine olan güvenim hürmetine affeyle!

        

//Bir veli, otuz senelik terziye sormuş:
- “Neden hala tövbe etmiyorsun da, günahlı hayata devam ediyorsun?”
- “Nasıl olsa demiş terzi, can boğaza gelinceye kadar tövbenin vakti var. O zaman tövbe eder, kurtulurum.” Allah dostu sormuş:
- Sen kaç senedir terzilik yapıyorsun?
- Otuz senedir.
- Bu kadar zaman içinde en çok elin neye alıştı.
- Makasla kumaş kesmeye.
Allah dostu bu defa şunu sormuş:
- Canın boğaza geldiği anda eline bir makas verseler yine kolayca kumaş kesebilir misin?
Omuzlarını silkmiş otuz senelik terzi:
- Öylesine korkulu anda kumaşı doğru kesemem ki?
Allah dostu taşı gediğine koymuş:
- Peki otuz senedir yaptığın bir işi doğru yapamıyorsun da, ömründe hiç yapmadığın tövbeyi o anda nasıl yapacaksın?..


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön