2. DERS: İHLAS - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

2. DERS: İHLAS

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


“De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.” (3/29)


BİR HADİS:

      

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
       

"Şüphesiz Allah, biçimlerinize ve sözlerinize bakmaz, işlerinize ve kalplerinize bakar."  


Ebû Hureyre radıyallahu anh. İbn Mâce.

İHLÂS

       

İhlâs, yapılan her şeyi Allah (cc) için yapma ve yapılmayanı da yine Allah için yapmama, demektir.


Peygamberler, daha işin başında işte böyle bir ihlâsa erdirilmiş şahsiyetlerdir. Gerçi çalışıp çabalama ile insan, ihlâsta bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, diğer insanların varabileceği son nokta nebîler için sadece bir başlangıç noktasıdır. Onlar, âdetâ ihlâsın özü haline gelmiş ve muhlasînden kılınmışlardır.


Kurân-ı Kerîm onların bu hususiyetini bazı peygamberlerde müşahhaslaştırarak şu şekilde anlatır:
      

“Kitabta Musayı da an! Gerçekten o, ihlâsa erdirilmiş, bir Resûl ve bir peygamberdi.” (Meryem, 19/51).
      

Ve Hz. Yusuf için “...Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.” (Yusuf, 12/24).
      

Ve Allah Resulünün şahsında ümmetine şöyle sesleniyor:  

“Şüphesiz ki kitabı sana hak olarak indirdik. (O halde sen de) dini ona has kılarak Allaha kulluk et!” (Zümer, 39/2).
      

Yine Allah (cc), Habibini şöyle konuşturuyor:

“De ki: Ben dinimi sadece Ona has kılarak Allaha kulluk ederim” (Zümer, 39/14).

Kulluğun sebebi Allah
ın emridir; neticesi, Cenâb-ı Hakkın rızasıdır; meyve ve semeresi ise Rabbin ahirette verecekleridir.


Kulluk, bütün bir hayatı içine alır ve müminin bütün davranışlarında bir şuur ve izân olarak kendisini hissettirir.
      

Asrımızın büyük mütefekkiri:

“Allah için işleyiniz, Allah için başlayınız, Allah için çalışınız ve Onun rızası dairesinde hareket ediniz”, derken ihlâsın hem tarifini yapmakta hem de ehemmiyetini dile getirmektedir.
       

İhlâs, insanın dosdoğru ve müstakim olmasının adıdır.


İhlâslı insanın hayatında zikzaklar yoktur. Ruhânî seyri hep yukarıya doğru ve dimdiktir. Onun içindir ki, onlar işe başladıkları günkü mahviyetlerini, zirvelere çıktıkları zaman da koruyup muhafaza edebilmişlerdir.

Hadis: “İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.”
      

Yani, medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.


İhlâsı kazandıran, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı.


//Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'âniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz:
      

Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarik-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.


Madem ihlâsta mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.


Ve madem bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.


Elbette, herkesten ziyade, bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya mecbur ve mükellefiz.


Ve ihlâsın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız.
      

***İhlas, saf süte teşbih edilirse, Allahu Azimüşşanın rızası dışında herhangi bir gaye için ibadet yapmak, süte o gayenin mahiyetine göre az veya çok su karıştırmak demektir.

ÇAKIL TAŞLARI


Ebü'l-Leys Semerkandî Hazretleri anlatıyor:

"Allah rızasından başka maksatlar için ibadet edenlerin hali, kesesine çakıl taşı doldurup çarşıya çıkan adama benzer, insanlar uzaktan kesesini dolu görünce, 'Ne zengin adam' derler. Hakkında böyle söylenmesinden başka ona hiçbir fayda gelmez. Çarşıdan bir şey almak istese, kesesindeki çakıl taşlarına kimse bir şey vermez."
       

Samimiyetsiz adamın kazancı, sırtında faydasız bir yük, insanlar katında tesirsiz ve geçersiz riyakârlık, ötede ise azaptır.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön