26. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

26. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

Nisa-118/119/120:Allah’ın lâneti boynuna olsun o şeytanın!
Bir zaman şöyle demişti: “Andolsun, Sen’in kullarından muhakkak bana uyup neticede bana ait olacak bir pay edineceğim.
Andolsun, saptıracağım onları ve dipsiz emeller, boş ümitler, yalan sevdalar ve bâtıl ideallerle oyalayacağım;
Kesinlikle onlara emredecek, onları öyle yollara sürükleyeceğim ki, davarlarının kulaklarını yarıp (onları putlarına adayacak ve yemeyi kendilerine haram kılacaklar);
onlara yine emredecek, daha başka öyle yollara sürükleyeceğim ki onları, Allah’ın yarattığını, varlığa
verdiği aslî şekli değiştirecekler.”
Artık kim Allah’ı bırakıp da şeytanı kendisine yakın dost, sırdaş ve işlerini emanet edeceği bir vekil edinirse, hiç şüphesiz apaçık bir kaybın içine yuvarlanmış gitmiş demektir.
(Ama, şeytanın insanlar üzerinde Allah’a rağmen bir yaptırım gücü yoktur.)
O, ancak va’deder; kalbe boş ümitler, yalan sevdalar ve bâtıl idealler atar.
Şeytanın va’dettiği, boş bir aldanmadan başka bir şey değildir.”

---

*Temizi bırakıp kirliye koşacak, nikâhı bırakıp zinaya ve fuhşa sürüklenecek; kendilerine faydalı olanı bırakıp zararlı olana girecek, ciddî işleri terk edip eğlenceye dalacak ve vazifeden kaçıp oyuna gidecekler…
*Doğruluğu aptallık, hileyi akıllılık sayacak; helâli haram, haramı helâl kabûl edecek; iyiye kötü, kötüye iyi diyecek; hayır yerine şer işleyecek, imar ve tamir edilmesi gerekeni tahrip ve tahrip edilmesi gerekeni imar ve tamir edecekler…
*Yaratılış kanununun aksine icraatlara girip fıtratla oynayacak, ruhların aslî saffetini bozacak, yalana revaç verip doğruyu kovacak, Bir Allah’a ibadeti ve Allah’ın kanununu bırakıp, yaratılmışa yaratıcılık yetkisi verecek ve kendilerine başka başka yollar edinecekler…
*Sürekli tahrip, öldürme, aldatma, zulüm peşinde koşacak ve yeryüzünü yaşanmaz hale getirecekler. (Yazır, 3: 1472–1473)

--------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah'ı zikredince siner, çekilir; gaflet etse vesvese verir."

(Buhârî)

--------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Gönülde pas bırakan günah, bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir; er-geç kendini hissettirir.
*Suizan, ya akıl hastalığı veya kalb kiridir. Bundan kurtulmanın çaresi de, insanın kendi günahlarına uyanmasıdır.
*Günaha karşı umursamazlık, en büyük günahtır.
*Allah’ın kahretmediğini görüp şımarma; mühlet verdiğini düşün, ürper!
*Gerçek mü’min, her an Allah (celle celâluhu) ile irtibatı olandır. Günahlar, bu irtibatı kesen zararlı şerarelerdir.

--------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Rubûbiyetinin ihtişamı ve ulûhiyetinin yüceliği her yeri kuşatmış olan Ezel ve Ebed Sultanı’nın, şu aciz, sonsuz derecede zayıf, fakir, muhtaç ve yalnız sınırlı bir iradeye sahip, bir şey var etmeye kabiliyeti bulunmayan ve kendi gayretiyle elde edebileceği şeyler çok az olan insanoğluna karşı Kur’an’daki şiddetli şikâyetlerinin, ağır tehditlerinin ve müthiş korkutmalarının hikmeti nedir?

Bu nasıl izah edilebilir?

Bu sorunun cevabı olan derin ve yüksek hakikati anlamak için şu iki temsile bak:

Birinci Temsil: Mesela, içinde sanatla yaratılmış sayısız meyveli ve çiçekli varlığın bulunduğu şahane bir bağ ve ona bakmak için tayin edilmiş pek çok hizmetkâr olsun.
Bir hizmetkâr da yalnız o bağa yayılacak ve içilecek suyun yatağındaki deliğin kapağını açmakla vazifeli bulunsun.
Eğer o hizmetkâr tembellik edip deliğin kapağını açmazsa bağ geç yeşerir veyahut kurur.
O zaman, Hâlık’ın Rabbanî sanatının, bağın sahibi sultanın saltanatına yakışır nezaretinin ve o bağa kusursuzca hizmet eden ışık, hava ve toprağın yanı sıra, diğer bütün hizmetçilerin de o sersemden şikâyete hakkı olur.
Çünkü o, hepsinin hizmetlerini neticesiz bırakmış veya onlara zarar vermiştir.

İkinci Temsil: Mesela, bir sultanın büyük bir gemisinde, basit bir adam küçük vazifesini terk etmekle gemideki bütün çalışanların hizmetlerinin neticesine zarar verdiğinden ve bazen o hizmetleri mahvettiğinden, geminin sahibi, gemideki bütün vazifeliler adına o adamdan şiddetle şikâyet eder.
Kusurlu adam ise, “Ben basit bir adamım, önemsiz ihmalim yüzünden bu şiddeti hak etmiyorum.” diyemez.
Çünkü tek bir şeyin yokluğu, pek çok şeyin olmamasına yol açabilir.
Madem küfrün ve dalâletin, azgınlığın ve isyanın esası inkârdır, rettir, terktir ve kabulün yokluğudur.

Öyleyse küfür, her şeye tesir eden bir cinayettir.

Bütün varlıkların amellerinin neticelerine zarar verdiği gibi, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin cemâl tecellilerine perde çeker.

İşte bu sonsuz şikâyete hakkı olan varlıklar adına onların Sultan’ı, şu asi insandan şiddetle şikâyet eder ve bu, hikmetin gereği ve ta kendisidir. O asi, şiddetli tehditleri ve dehşetli korkutmaları elbette, şüphesiz hak eder.

--------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Kırıklarımı sadece Senin lütfun ve rahmetin sarıp sarmalayabilir. Korkularım ancak Senden gelecek emn ü emanla kaybolup gider. Beni zilletten kurtarıp azîz kılacak yegâne güç de Senin saltanatındır. Umduklarıma bir tek Senin fazlınla nâil olabilir, taleplerimi de yalnızca Senin ucu bucağı olmayan hazinelerinden karşılayabilirim.

Allah’ım! Senden başka ihtiyaçlarımı giderebilecek bir güç ve kuvvet sahibi yoktur. Sıkıntılarımı yalnız Senin rahmetin, karşılaştığım meşakkatleri de bir tek Senin re’fetin izale edebilir. Susuzluğumu ve içimdeki yangını ancak Sana mülâkî olmakla söndürebilir, aşk u şevkime teselliyi de yalnızca Sana münacaatta bulabilirim.

Hastalıklarıma yalnız Senin rahmet tecellilerinde şifa bulabilir; gamımı, kederimi bir tek Senin kurbiyetinle giderebilirim.

Yaralarımı da sadece Senin afv u safhın tedavi edebilir. Kalbimin üzerine bir tortu gibi çöken kesîf örtüleri Senin bağışlamanla kaldırabilir, sadrıma çöreklenen vesveseleri de yine Senin inayetinle uzaklaştırabilirim.

Ey rahmetine, merhametine nâil olmak, rıza ve rıdvanına ehil hâle gelmek, kullarının en nihaî emeli, isteği, talebi, arzusu olan Sultanlar Sultanı Allahım!

Ey salih kulların dostu!
Ey korkuya kapılanların emn ü emânı!
Ey zaruret içinde kıvranan gönüllerin ızdırap dolu hallerine icabette bulunan!
Ey fakirliğe müptela olmuşları görüp gözeten!
Ey dertlilerin dertlerine nezdinden dermanlar gönderen!
Ey inayetiyle, yardım talebinde bulunanların imdadına koşan!
Ey fakirlerin ve düşkünlerin ihtiyaçlarını gideren!
Ey keremi bütün keremleri aşkın, merhameti de bütün merhametlerin ötesinde ve hepsinin kaynağı olan Yüce Rabbim!

Huzurunda boyun büküyor ve maddî-manevî ihtiyaçlarımı Sana arz ediyorum. Tazarrum da, niyazım da başkasına/başkalarına değil yalnız ve yalnız Sanadır.

Gönlümü rıdvanının serinliğiyle ferahlatmanı ve nimetlerini kesintisiz olarak devam ettirmeni istirham ediyorum.

İşte huzurundayım.. kerem kapının önünde durdum.. nezd-i ulûhiyetinden geleceğini ümit ettiğim iyilik ve cömertlik esintilerine kendimi saldım.. Kitabın Kur’ân gibi sapasağlam bir ipe tutundum.. Dinin İslâm gibi asla zarar verilemeyecek bir kulpa sımsıkı sarıldım.

Ameli yok denecek kadar az, iki kelimeyi bir araya getirmeye bile tâkat getiremeyecek kadar da aciz bu abd-i zelîle, bu zavallı kuluna merhamet et! Hadd ü hesabı olmayan bol nimetlerinden onu da nasiplendir. Hiçbir gölgenin kalmadığı o günde onu da Kendi gölgene al, ey Kerîm, Cemîl ve Erhamürrâhimîn olan Allahım!

Allahım! Muhbir-i Sâdık Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve zürriyetinden nebîler çıkardığın, müttaki kullarına mukteda bih eylediğin, imamü’l-evliya Hazreti İshak’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. Amin..!

--------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " ES- SEMİ' "
TESBİH ADEDİ: 180

TESBİH NİYETİ: DUALARIN KABUL OLMASI...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön