17. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

17. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

AL-İ İMRAN-195:Onların, (“Rabbimiz!” diyerek Kendisine el açıp dua ettikleri sonsuz lütuf, kerem
ve merhamet sahibi) Rabbi, yaptıkları bu duayı şöyle kabul buyurdu:
Hiç şüphesiz Ben, erkek olsun kadın olsun, içinizde hep böyle hayırlı işlerle meşgul bulunan kimsenin
yaptığını katiyen zayi etmem.
(Erkeğinizle, kadınınızla) siz birbirinizdensiniz, (aynı yolun yolcusu ve yaptıklarının mükâfatını eksiksiz alacak kardeşlersiniz.)
Öyle de, (Benim uğrumda) hicret eden, yurtlarından sürülen, yolumda her türlü eziyete katlanan, savaşan ve öldürülen her kim olursa olsun mutlaka kusurlarını örtecek ve hiç şüphesiz onları, (ağaçlarının arasından ve köşklerinin) altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım;
(başkasından değil, size söz veren ve her şeye gücü yeten rahmeti sonsuz) Allah katından, (dolayısıyla şu anda hayal bile edemeyeceğiniz) bir karşılık olarak yapacağım bunu.”
Elbette Allah katındadır mükâfatların en güzeli!”

---------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Benim şu evimde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

Allahım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar.
Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster.”

(Müslim)

---------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İnsanda pek çok iyi şeylerin özü ve çekirdekleri bulunduğu gibi, bazı maslahatlar için kötü şeylerin esasları da onda mevcuttur.
*Meselâ, hasbîlik, samimiyet, diğergâmlık gibi güzel huyların yanında, çok kimsede, makam sevgisi, mansıp düşüncesi, görünme arzusu gibi kalbi öldüren ve ruhu felç eden kötü hasletler de bulunur.
*Hemen her insanda az-çok bulunması tabiî olan makam arzusu, şöhret hissi ve mansıp düşüncesi, eğer meşru şekilde tatmin edilmezse, kendilerini bu arzu, bu his ve bu düşünceden kurtaramayanlar, hem kendilerine, hem de içinde yaşadıkları topluma çok zararlı olabilirler.
*Ruhunda şan ve şöhrete yenilmiş derbeder gönüllerin arzuları uygun bir yola kanalize edilmezse, kendi dünyamız hesabına tahribat kaçınılmaz olur.
*Samimiyet ve ihlâs, yapılan bir işin ruhu ve o işi yapanın da vasfıdır. Buna göre, yapılan herhangi bir amelin Yaradan’ın nezdinde makbul olması, o amelin yürekten ve karşılık beklememe niyetiyle yapılmasına, yapanın kalbine de Hak rızasından gayrı bir şeyin girmemesine bağlıdır.
*Keşke gönüller, Yüce Yaratıcı’nın verdiğine ve vereceğine kanaat ederek, her bucakta O’nun hoşnutluğunu arayabilselerdi!

---------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Ey ahali! Şu sarayın sahibi olan efendimiz, bu eserleri göstermekle ve bu sarayı yapmakla kendini size tanıtmak istiyor. Siz de onu tanıyınız ve güzelce tanımaya çalışınız.

Hem şu nakışlarla kendini size sevdirmek istiyor. Siz de sanatını takdir edip işlerini beğenerek kendinizi ona sevdiriniz.

Hem bu gördüğünüz ihsanlarla size sevgisini bildiriyor. Siz de kendisine itaat ederek onu seviniz.

Hem şu görünen nimetleri ve ikramlarıyla size şefkatini ve merhametini gösteriyor. Siz de şükürle ona hürmet ediniz.

Hem kusursuz vasıflarının eserleriyle manevî güzelliğini bildirmek istiyor. Siz de onu görmek ve alâkasını kazanmak için şevkinizi gösteriniz.

Hem gördüğünüz bütün şu sanatlı eserlerin ve nakışların üstüne birer hususi damga, birer mühür, birer taklit edilmez imza koymakla, her şeyin kendisine ait olduğunu, kendi elinden çıktığını, zâtının tekliğini, benzersizliğini, hiçbir şeye bağlı bulunmadığını size göstermek istiyor. Siz de onu tek, bir, eşsiz, benzersiz, emsalsiz tanıyınız, kabul ediniz.”

İşte o saray, şu âlemdir ki, tavanı, tebessüm eden yıldızlarla nurlandırılmış gökyüzü; zemini ise doğudan batıya çeşit çeşit, renk renk çiçeklerle süslenmiş yeryüzüdür.

O sarayın sahibi, ezel ve ebed sultanı olan bir Zât-ı Mukaddes’tir; yedi kat gökler, yeryüzü ve içlerindeki her şey, kendilerine has dillerle O’nu takdis ve tesbih ediyor.

---------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Mülk bütünüyle Senindir. Bütün iyilik ve güzelliklerin, bütün hayırların yegâne kaynağı Sensin! Gizlisiyle, açığıyla her iş neticede dönüp Sana gelir; her şeyin müntehasında yalnız Sen varsın. Onun için evvel-âhir bütün hamd ü senalar Sanadır.

Sübhansın ya Rab; bütün noksanlıklardan Seni tenzih ü takdis ve topyekün güzel sıfatlarla mevsûf bulunduğunu bir kere daha ikrar ederim. Mülk ve melekût âlemlerinin, görünür ve görünmez dünyaların yegâne sahibi Sensin. Azîz’sin; gücün her şeye yeter.

Hayat ezelî sıfatındır; Senin için fânilik asla söz konusu olamaz. Melikler Melîkisin; hep hilimle davranır, günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmaz, haddini bilmezlerin ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevî kirlerinden arınma fırsatları verirsin. Ne ulûhiyetinde ne de rubûbiyetinde şerîkin vardır ve Sen, yarattıklarını en güzel şekilde yaratırsın.

Allah’ım! İmanın tadına erdikten sonra yeniden küfre saplanmaktan, Senin inayetinle hidayeti bulduktan sonra dalâlet çukurlarına yuvarlanmaktan, İslâm’a intisapla şeref kazandıktan sonra onun dışında başka yollara düşüp alçalmaktan, izzetten sonra zillete dûçâr kalmaktan ve hakk u hakikati kabul ettikten sonra Senin muradına muhalif tavır ve davranışlara girmekten Sana sığınıyorum.

Ey Ezel ve Ebed Sultanı Allah’ım! Evvel Sensin; Senden önce hiçbir şey yoktu. Âhir Sensin; fenâ ve ademden münezzehsin; nihayette bütün varlık fenâ bulacak ve yine bir tek Sen kalacaksın.

Zâhir Sensin; Senden daha vâzıh bir hakikat yoktur. Her şeyin ötesinde, ötelerin de ötesinde kâinat ve hâdiselerin biricik mercii Bâtın da yine Sensin.

Mahlûkatın üzerinde hüküm süren güç, Senin karşı konulamaz gücündür. Bütün yaratılmışlar zevale kaydıktan sonra varlığını devam ettirecek Bakî-i Hakikî de yalnız Sensin!

Ulu Allah’ım! Azîz’sin; güç ve kuvvet Senindir ve Sendendir. Hakîm’sin; işlerini hep hikmet edalı icra edersin. Mukaddessin, münezzehsin; haddini bilmeyen bir kısım densizlerin yakışıksız isnatlarından nihayetsiz derecede uzaksın.

Allah’ım! Sana yeryüzündeki kum taneleri adedince şükrediyor ve salih kullarına olduğu gibi bu nâçar kuluna da rahmetinle muamelede bulunmanı diliyorum.

Peygamber Efendimiz hürmetine, ehl-i beyti ve ashâbı hürmetine, ne olur, bizden evvel binlercesinin bu kabil dileklerine icabet ettiğin gibi bize de lütfundan kapılar arala ve başımıza sağanak sağanak ihsanlar yağdır.

Hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi Allah’a, salât ü selâm da Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed’e, pırıl pırıl ehl-i beytine, tertemiz evlatlarına ve bütün ashâbına olsun. Amin..!

---------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " ER- REZZÂK "
TESBİH ADEDİ: 308
TESBİH NİYETİ: BOL RIZIKLI BİR ÖMÜR GEÇİRMEK.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön