20. DERS: HELAL- HARAM - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

20. DERS: HELAL- HARAM

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


Âraf / 33.

“De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”


BİR HADİS:


Nu'mân İbn-i Beşîr radiya'llâhu anhümâ'dan Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:


“Helâl olan şeyler bellidir; haram olanlar da bellidir. Fakat helâl ile haram arasında birtakım şüpheli şeyler vardır (ki bunlar helâl mıdır, haram mıdır? Çok kimseler bilmezler).


Kim ki, kendisince günah olması sezilen bir şey'i terk ederse, o, haramlığı aşikâr olan şey'i çoktan bırakmış demektir.


Kim ki, günah olması şüpheli olan şey'e cür'et ederse, bu da haramlığı vâzıh muharremâta dalmağa yaklaşmıştır.


Günahlar (haramlar) Allâh'ın korusudur (yasak yeridir).


Hangi çoban ki, (davarlarını) koru etrafında otlatırsa, çok sürmeden koruya dalabilir.”


Muharremât: Haram edilen şeyler.   


HELÂL-HARAM


İnsanın kendi nefsine karşı sorumluluklarını, insan-eşya ilişkilerini ve insanın birbiri ile olan ilişkilerini izah edebilmek için, öncelikle teklif ve mükellef kavramlarını izah etmek durumundayız.


Allahû Teâla (cc)'nın imtihan için beyan buyurduğu emir ve nehiylerin tamamına "teklif" adı verilmiştir.


Malûm olduğu üzere, insanın lehindeki ve aleyhindeki haklarına sahip olabilmesine de "ehliyet" denilmiştir.


Allah Teâla (cc)'nın tekliflerine muhatap olabilmek için ehliyet şarttır.


İslâm'ın emir ve yasakları karşısında sorumlu olan insana (erkek veya kadın) mükellef denilir.


Her mükellefin, yapmak veya yapmamak hususunda sorumlu tutulduğu amelleri efal-i mükellefin (mükellef olan kimsenin fiilleri) şeklinde ifade etmek mümkündür.


Bu noktada karşımıza hüküm veren (hâkim) ve hükme muhatab olan (mahkûm) çıkar.


Kelime-i şehadeti ikrar ve tasdik eden her insan, Allahû Teâla (cc)'nın Hakim-i Mutlak olduğunu ve O'nun her emrini "işittim ve itaat ettim" tavrıyla karşılayacağını taahhüt etmiştir.


Dolayısıyla helâl ve haram hudutları, imtihan hayatının en önemli unsurlarıdır.


Zira bir kimse; helâlin haram olduğuna veya haramın helâl olduğuna inanırsa hataya düşmüş olur.


Bu sebeple; her mükellefin; "helâl" ve "haram" hususunda ilim sahibi olması farz-ı ayndır.


Helâl kelimesi; lûgatte; düğümü çözmek, yükü indirmek, borcu ödemek ve ağırlıktan kurtulmak gibi manalara gelir. İslâmî ıstılâhta "yapılması caiz olan bütün ameller ve yenilmesi-içilmesi mubah olan bütün nimetler" helâl kavramı ile açıklanmıştır.


Haram; Ha-Ra-Me kökünden gelir ve sebep ne olursa olsun, yapılması yasak olan şeydir.


Bir kimsenin herhangi bir şeyden yoksun olmasına "mahrumiyet" denilmiştir.


İslâmî ıstılahta: "Kat'i nasslarla işlenilmesi yasaklanan fiillere haram denilir" şeklinde tarif edilmiştir.


Haramın sabit olması için, kat'i ve şüphesiz bir delil şarttır.


Zira Kur'ân-ı Kerîm'de: "Dillerinizin yalan yere vasıflandıra geldiği şeyler için: Şu helâldir bu haramdır demeyin. Çünkü (bu suretle) Allah'a karşı yalan düzmüş olursunuz. Allah'a yalan düzenler ise, şüphe yoktur ki, asla felâh bulamazlar." hükmü beyan buyurulmuştur.


Hesap gününü düşünen her mükellef; "helâl" ve "haram" kelimelerini kullanırken, mutlaka delile dayanmak durumundadır.


Haram olan fiiller li-aynihi ve li-gayrihi olmak üzere ikiye ayrılırlar.


İnsanların can, mal, nesil, akıl ve din emniyetini tahrip eden fiiller, li-aynihi haram sınıfına girer:

Adam öldürmek, eşkiyalık (yol kesme) ve hırsızlık yapmak, şarap içmek, domuz eti yemek zina etmek, mü'min kadınlara zina isnadında bulunmak gibi...
       

Li-gayrihi haram ise; bizzat haram olmadığı halde, bir başka saik sebebiyle haram haline gelmektir.

Mesela: Elma yemek haram değildir, helâldir. Ancak bir başkasına ait bahçeden, sahibinin izini olmaksızın alınan elmayı yemek haramdır.


Kur'ân-ı Kerîm'de: "Ey iman edenler!.. Allah'ın size helâl ettiği temiz ve güzel şeyleri (nefsinize) haram kılmayın. (Sakın) haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez." hükmü beyan buyurulmuştur.


İbn-i Abbas (ra), "haramı helâl etmek ne kadar tehlikeli ise, helâlin haram olduğunu söylemek de aynıdır." demiştir.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön